benim küçük festivalim v/v…

09/01/2014 § Yorum bırakın

festival 5

İkibinonüç şahsi tarihime kendi halinde sinefillikten çıkıp enikonu “movie buff” olmaya en çok yaklaştığım sene olarak geçecek. Beni en çok sevindiren, başımda türlü sıkıntının olduğu bir dönemden geçiyor olmama rağmen bu süre içinde sinemadan hiç yüz çevirmemiş olmam ve hatta filmlere kapanmamdır. Belki bunun etkisi yalnız izlediğim filmlerin türlerinde oldu. İşte bayağı “festival filmleri” ile başladığımız bu şenlik işinde giderek daha eğlenceli ve kafa dağıtıcı türlere kaydık ve aynı sene içinde gerçekleştirdiğimiz ev yapımı festivalimizin beşincisinde artık müzikallere kadar geldik:

DEVAMINI OKU

Reklamlar

benim küçük festivalim iv/v…

07/01/2014 § Yorum bırakın

dort festival

…Zamanla festivalin kendine özgü bir jargonu bile oluştu. Mesela herkes kendine sıcak bi’ şey yahut meşrubat -bu benim için hemen daima koca bi’ bardak buz gibi çikolatalı süttür- ayarladıktan sonra artık herkesin yerlerine geçmeleri gerektiği -yani ‘film başlıyor’ anonsu-  bizde şöyle haber verilir:

Vaziyet alın!

Ve herkes yerine geçip vaziyetini aldıktan ve ışıklar kapatıldıktan sonra dünyanın en güzel kızı filmin artık başlatılması gereğini makiniste (bu hikayedeki makinist ben oluyorum) şu emriyle haber verir:

– Arnavut, çalıştır votkamla eriğimi!

Ve film çalışmaya başlar.

DEVAMINI OKU

benim küçük festivalim iii/v…

06/01/2014 § Yorum bırakın

3. şenlik

…Bir zaman sonra anladık ki, insanın kendi festivali gibisi yoktur: Evvela her filme daima yerin ayrılmış oluyor, sonra seanslar -nasıl olmuşsa- hep uygun olduğun zamanlara denk geliveriyor. Ve en önemlisi program, öyle yarışsın diye değil yarış görsün diye piste çıkarılan atlar gibi festival festival dolaştırılan iddiasız filmler yerine, zamanın hakemliğinden geçmiş seçmece filmlerle hep uzun zamandır izlemek isteyip de bir türlü fırsatını bulup izleyemediğin filmlerden oluşuyor. Üçüncü festivalde temayı ülke sineması yerine tür sinemasından seçelim dedik ve “noir”ı seçtik. İyi de ettik; vakıa en keyifli şenliğimiz bu oldu. Şenliklere motto belirleme işini o vakit düşünmemiştik, ama şimdi bi’ tane koyalım diyecek olsak üçüncü şenliğin mottosu sanırım şu olur:

-You know how to whistle, don’t you Steve?

DEVAMINI OKU

benim küçük festivalim ii/v…

05/01/2014 § Yorum bırakın

senlik 2

…Hemen ertesi ay, ikinci festival geldi. Bu sefer Japon filmlerini seçmiştik. Film sayısını kırka çıkardık. Mizoguchi, Ozu, Kurosawa ve Kobayashi için anma günleri belirleyip, kısa sunumlar koyduk. Konuk yönetmenimiz Hayao Miyazaki’nin -herhalde programına uymadığı için- evimize teşrif etmemesi gibi aksilikler yaşasak da; genel olarak işin altından kalktık. Ve bu sefer gösterilen her bir filmi sevdik. Uzakdoğu filmlerinin oyunculuk bakımından zayıf olduğu önyargısının hiç de doğru olmadığını, kendisini belki ancak Marcello Mastroianni’nin zorlayabileceği kadar iyi bir aktör olan Toshirô Mifune haricinde de bilhassa Takashi Shimura ve bunun yanında Tatsuya Nakadai, Chishu Ryu, Kinuyo Tanaka gibi çok iyi oyuncular bulunduğunu gördük. Ozu’nun o kadar da sıkıcı olmadığını ve herhalde dünyanın en mutlu filmlerini çeken yönetmeni olduğunu; genelde mülayim tipler olan Japonların içinden Takeshi Kitano gibi bütün absürtlüğüyle ancak bir karikatür kahramanı olabilecek kişilerin de çıkabildiğini; Kyoto’da felekten bir gece çalınacaksa mutlaka Shimabara semtine gidilmesi gerektiğini; sakenin çömlekte durduğu gibi durmadığını; tüfengin icadıyla mertliğin samuraylar arasında bile bozulduğunu, sonra Japon estetiğini, kabukiyi, hikimayuyu, zen bahçelerini hep birlikte keşfettik.

DEVAMINI OKU

benim küçük festivalim i/v…

04/01/2014 § 2 Yorum

senlik1

Arkadaşlarla akşamları kendi aramızda “kendimize göre” bir festival düzenleme fikri birden çıktı, bir çırpıda teşvik gördü ve anında uygulamaya kondu. Apar topar düzenlediğimiz ilk “ev sineması şenliği”mizin temasını çok düşünmeden seçtik; Alman filmleri… Görseniz nasıl amatördük! Düşünün ki, festival programında Fellini’nin Casanova’sı bile vardı. “Ne alaka?” diye soranlara Fellini’nin aslen Güney Tirollü bir Cermen ve Casanova’nın -hatunların İtalyan erkeklerine düşkünlüğünden yararlanmak için olsa gerek- İtalyan kılığına girmiş Neuhaus isminde bir asilzade olduğunu söyledik. Bittabi yalandı… Aslında tüm sebep, pizzanın yanında gelen bedava DVD’nin izlenmemiş olarak kalmasın diye programa sıkıştırılmış olmasıydı. Seanslar mütemadiyen kaydı, bir kaç film temin edilemedi; üstelik Herzog, Wenders, Fassbinder üçlüsünü katılımcıların hemen hiç biri tutmadı. Ama sevmiştik festival tertiplemeyi…  Ki peşi sıra dört festival daha geldi. DEVAMINI OKU

festival günlüğü (dört)…

21/04/2013 § Yorum bırakın

Festivali bitirdik. Mart sonu bizi yine kış uykusundan uyandırıp sokağa çıkardıktan ve Beyoğlu, Kadıköy, Nişantaşı dolaştırdıktan sonra festival, yerini erguvanlara bırakarak aramızdan çekildi. Bu türden bir koşuşturmacayı artık herhalde Film Ekimi’ne kadar bırakacak ve -vizyon filmlerinden pek umudum olmadığından- yine DVD’lere döneceğiz. Ama geçen haftasonu biten festivalin ağızda bıraktığı güzel tat uzadıkça ister istemez filmler üzerine düşünmeye devam ediyoruz.
            

DEVAMINI OKU

yozgat blues ve türk sinemasının taşraya bakışı…

13/04/2013 § 1 Yorum

Sinemada bir yerli film izlemeyeli epey oluyor. En son İlksen Başarır’ın Atlıkarınca’sının film ekibinin katılımıyla Levent’te gerçekleşen gösterimine katılmıştım. Festival kapıyı çalınca, hem ismi çok şey vadettiği için hem arada bir tane de yerli olsun diye Yozgat Blues filminin galasına bilet aldım. Gala dün gece Atlas Sineması’nda yapıldı. Bu öyle filmlerden ki; daha bitmeden insanın içinde yozgat blues“dur ben şuna bi’ yazı döşeneyim” duygusu uyandırıyor. Ne var ki, eve dönünce Fenerbahçe’nin Lazio galibiyetinin sarhoşluğuyla bu iştihamı kaybettim. Fakat şimdi filmden sonraki soru-cevap bölümünde izleyicilerin yönelttiği ve yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun’un geçiştirdiği yalnız şu iki sorunun cevabını Türk sinemasının taşraya bakışı çerçevesinde cevaplamak isterim:

1. Neden Yozgat?
2. Taşrada insanlar çok mu mutsuz?

DEVAMINI OKU

Where Am I?

You are currently browsing the Sinema category at Aykvt Alp Kapvsvzoğlv.