mor’un peşinde…

01/10/2011 § 7 Yorum

Mor Karbasi ile ilgili yazdığım son yazıdan sonra daha önce içinden çıkamadığım bir soru yine aklıma düştü: Mor kelimesi nerden geliyor? Kelimenin Türkçesi (mor) ile İspanyolcasının (morado) aynı oluşu daima merakımı celbetmiştir. Mor’un ismi herhalde mor renkten geliyordur diye düşündüm. Hala emin değilim ama İspanyolca ve Türkçede bulunan kelime, bu anlamıyla herhalde Ladinoda da vardır. Gerçi bizde ya da bizim Sefaradlarda kızlara “Mor” isminin verildiğini hiç görmedim. Menekşe var, batıda Violet var.. “Donde estas Yolanda?” şarkısından bildiğimiz Yolanda ismi de menekşe demek, Yunancadan (Γιολάντα) geliyor. Ama Mor yok. İrlandalılarda eski bir isim varmış “Mór” diye, ama mor renk anlamına gelmiyor. Bilmem dışarıdaki Sefaradlarda bu isim yaygın mıdır… Yine de isminin mor renkten geldiğini düşünüyorum. Mor kelimesinin kökeni ise etimolojinin netameli konularından biri. Kubbealtı Lügatı, “ileri sürülen görüşlere rağmen kökeni hakkında kesin bilgi yok” derken; Nişanyan, Ermenice üzerinden (mor=karadut) Hint-Avrupa kökeni işaret ediyor.


DEVAMINI OKU

Reklamlar

en güzel ispanyolca kelime…

11/06/2011 § 8 Yorum

Cervantes Enstitüsü, gelenek haline getirdiği üzere bu yıl yine 18 Haziran’da İspanyolca Günü’nü (El Día E) kutluyor.

Bu günün en sevdiğim etkinliği, oylama ile en güzel kelimeyi seçmeleridir. Kelimelerin en güzelini seçmek fikri, genç kızlar arasında yapılacak bir güzellik yarışmasına göre, bana daha çok şey vaadediyor. Bir dilin bu anlamlı en küçük parçaları, cümle içinde bir eyleme bağlı olarak kullanılmaksızın yani belli bir zaman ve mekana zincirlenmeksizin düşünüldüğünde, her biri hem cevherinin hem üzerindeki işçiliğin izleriyle ışıldayan değerli taşlar gibidir. Evet, bir kelime tek başına güzel, hem de pek güzel olabilir. Bu yüzden Cervantes Enstitüsü’nün İspanyolcanın zengin söz dağarcığını göstermek üzere düzenlediği bu etkinlik, daima beni heyecanlandırmıştır. Önceki yıllardan farklı olarak, bu sene bir çok ünlüye de en beğendikleri kelimeleri sormuşlar. Verilen cevaplar şöyle;

DEVAMINI OKU

bir mısrayı çevirmek…

09/04/2011 § 6 Yorum

Geçen gittiğim filmde “Verde que te quiero verde”nin pek güzel bir yorumunu dinleyince Lorca‘nın Uyurgezer Romans‘ı tekrar aklıma düştü ve şiirin bu ilk mısrası, bir kaç gün zihnimi meşgul etti: Verde que te quiero verde. Şöyle ki, ben bu şiiri okurken Türkçesini hiç düşünmemiştim. Ancak farkettim ki; daha önce zihnimde hep “Yeşil, seni nasıl da yeşil görmek isterim.” gibi bir anlam uyanıyor imiş. Yanlış tabi. Bilmem, bu yanlış anlam, benim mısraya vermek istediğim anlam mı idi. İnsan zihni bir garip işliyor ve “verte” (seni görmek) ile “verde” (yeşil) bir şekilde karışabiliyor. Halbuki mısrada “verte” sözü yok. Benim düşündüğüm anlam için Lorca’nın “Verde que te quiero ver verde” ya da daha kötü kurulan bir cümleyle “Verde que quiero verte verde” demesi gerekirdi. Böylece; mısra bütün fonetik güzelliğini de kaybetmiş olacaktı. Sonra mısranın doğru çevirisinin nasıl olmak lazım geldiğini düşündüm. Ama bilseniz ne güç iş! Lorca, “Yeşil seni nasıl seviyorum/istiyorum yeşil” demiş de olabilir; “Yeşil, seni nasıl yeşilce/yeşilken severim/isterim” demiş de olabilir. Şiirin ilk kısmı şöyle;

“Verde que te quiero verde.
Verde viento. Verdes ramas.
El barco sobre la mar
y el caballo en la montaña.
Con la sombra en la cintura
ella sueña en su baranda,
verde carne, pelo verde,
con ojos de fría plata.
Verde que te quiero verde.
Bajo la luna gitana,
las cosas le están mirando
y ella no puede mirarlas.”
DEVAMINI OKU

Where Am I?

You are currently browsing the Edebiyat category at Aykvt Alp Kapvsvzoğlv.