esmer yıldızım…

20/12/2011 § Yorum bırakın

Sanırım Tanrı’nın yalnız biz görelim, seyredelim ve hayran olalım diye aramıza saldığı varlıklar var. Dün gece bunlardan biri Harbiye’de karşımızdaydı. Yalnızca sahneye bir sandalye atıp karşımızda otursaydı bile, galiba ben yine ona hayran olurdum. Ama o şarkı da söyledi. Ve belki de beni etkilemenin en kolay yolu şarkı söylemek olduğundan dün gecenin hayali hala gözümün önünden dağılmıyor.

Müzik dediğimiz şeyin basit bir mantığı vardır. Birisi ritim tutarak yekpare iken geçtiğini farkedemediğimiz zamanı sayar ve bir başkası sesi, artık aralıklarını bildiğimiz bu tezgaha bir iplik gibi geçirir. Bir duyguyu dokumak gibidir. Ancak öyleleri var ki bu işi yaparken her bir ilmeğine bir olağanüstülük katıyor. Estrella Morente’yi CRR sahnesinde izlerken soluk alıp vermek, göz kırpmak, alkış tutmak gibi bizim de zamanı insiyaki olarak saydığımız alışkanlıklarımın bile düzenleri şaştı. Ve çıktığımda adımlarım ve kalbim uzun süre eski sıradan ritimlerine giremediler.

Enrique & Estrella

Estrella’yı İstanbul’da bir sene bekledim. Geçen sene bu zaman tam konser öncesi babası Enrique’yi kaybetmiş ve konser iptal olmuştu. İptalin önemi yoktu, beklerdim. Ancak Enrique Usta’ya mı, Estrella’nın kahroluşuna mı üzüleceğimi şaşırmıştım. Estrella’nın Granada’daki Katolik İsabel Tiyatrosu’nda babasının tabutu önünde Carlos Cano’nun Habanera Imposible’sini ve Lorca’nın La Guitarra’sını ağıt yakar gibi söyleyişi hala kulaklarımdan gitmez: “Ay, ay, ayy empieza el llanto de la guitarra, llora como el viento sobre la nevada..” Zannederim babası huzur içinde uyuyordur. Enrique Morente, usta bir cantaor olarak arkasında bir çok güzel eser bıraktı. Ancak en önemli eseri Estrella Morente’dir.

Estrella Morente, flamenkonun içine doğdu. Bir cantaor ve bir bailaoranın kızıydı. Bizim iki zamanlı aldığımız nefesleri on iki zamanlı almayı daha bebekken öğrendi. Şimdi yalnız şarkı söylemiyor. Çok güzel dans ediyor ve her bir jestiyle karşısındakine buleríanın, alegríasın, soleánın duygularını verebiliyor. Şurası kesin ki daha otuzlarının başında artık bir usta oldu. Salona hakim. Bir bakış, bir ufak nağme ile dinleyiciyi kolayca tahakkümü altına alabiliyor.

Konserin içeriği hakkında söyleyecek çok bir sözüm yok. Bazen konserlerde on dakikada bir saati kontrol eden huysuz bir eleştirmene dönüşüyorum ve bazen de geçen zamanı unutarak şaşkın bir şekilde kendimi müziğe bırakıyorum. Estrella bir an olsun bu ikinci ruh halinden çıkmama izin vermedi. Konser bittiğinde yalnız niçin bu kadar az albüm yapıyor ve biz niçin yalnız onun konserlerini beklemek zorundayız diye kendime soruyordum.

Konserin sonunda bir de hoşluk yaptı. İki gün önce kaybettiğimiz, konserlerinde ayakkabı giymeyen “çıplak ayaklı diva” Cesária Évora anısına pabuçlarını çıkardı ve Almodóvar’ın Volver filminde Penélope Cruz’u seslendirirken söylediği Carlos Gardel’in Volver isimli tangosunu mikrofon olmaksızın dansederek söyledi. İki gün öncesinde gittiğim Diego El Cigala konserindeki tango-flamenko füzyonları içime sinmemişti. Estrella ise “işte tango-flamenko olursa böyle olur” dedirtti. Sırrı şu ki başka türlere el attığında bile kendi kökünü, aslen bir flamenkocu olduğunu unutmuyor. İyi gitaristler eşliğinde, jestleri ve dansıyla, Volver gibi bir tangoyu bile katıksız bir coplaya dönüştürebiliyor. Çok yaşa güzel Estrella!

Reklamlar

Tagged: , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

What’s this?

You are currently reading esmer yıldızım… at Aykvt Alp Kapvsvzoğlv.

meta

%d blogcu bunu beğendi: