emel sayın’dan farsça nağmeler…

18/08/2011 § 1 Yorum

Emel Sayın’ın 45’likleri ve Long Play’leri de dahil olmak üzere elimde bir çok albümü bulunmasına ve de bunları bir çok kez dinlemiş olmama rağmen arada bazı Farsça şarkılar söylemiş olduğunu henüz farkettim. Meğer 70’lerde üç kez İran’a gitmiş, bir dizi konserler vermiş. Hatta İranlı aktör Iraj Ghaderi ile birlikte oynadıkları, Atıf Yılmaz’ın yönettiği 1977 tarihli Türk-İran ortak yapımı bir Acı Hatıralar filmi de var. O dönemde kendi ifadesiyle 4 konser vermek için gittiği Azerbaycan’da yoğun ilgiden dolayı konser sayısının 21’e çıkmış olmasından; İran’da da asıl ilginin İranlı Azerbaycan Türklerinden gelmiş olabileceğini düşünüyorum. Ancak Şah başta olmak üzere Farisiler de çok beğenmişler. Googoosh ve Farid Farjad, geçen senelerde verdikleri röportajlarda hala bu konserlerden bahsediyorlar. Anlaşılıyor ki; Emel Hanım, 1979 Molla Devrimi’ne az kala İran’da büyük olay yaratmış. Elimizdeki Farsça kayıtlar, bu günlerin hatırası…

Emel Sayın…

Emel Sayın’a dair hala bir şeyler keşfedebiliyor olmak sevindirici… İlk kez kaç yaşımda dinlediğimi hatırlamaya çalışıyorum.  “Kız sen İstanbul’un neresindensin?” ve “Yağdır mevlam su” şarkılarının daha çocukken kulağıma çalındığını hatırlıyorum. Her ikisi de 1986 tarihli “Sevgisiz Yaşayamam” albümünden… Albüm çıktığında iki yaşındaymışım. Demek ki; gözümü açtığımda evde Emel Sayın çalınıyordu. 1992 tarihli “Gücendim sana” ve 1993 tarihli “El bebek gül bebek” albümlerinin kapaklarını çok iyi hatırlıyorum.  Herhalde Emel Sayın’ı kendi başıma dinlemeye bunlarla başlamış olacağım. Düşünüyorum da bu saydıklarım, Emel Sayın’ı tanımak için hiç de uygun albümler değillermiş. “Gücendim sana” albümünde Kayahan şarkıları (“Başıboş saatlerde” ve “Odalarda ışıksızım”) vardı mesela. Kötü şarkı değiller ama belli ki 90’larda Emel Sayın biraz popa göz kırpmış. Oysa Emel Sayın, Nilüfer değildir; iyi klasikçidir. Piyasaya girdiği 1968 senesinde beş 45’lik çıkarıyor ve doldurduğu şarkılar arasında Sadettin Kaynak’ın Uşşak şarkısı “Niçin baktın bana öyle?” ve Erol Sayan’ın Rast şarkısı “İstanbul’u artık hiç sevmiyorum” var. İlerde daha ağır şarkılar da okuyacaktır. 1979’daki “Emel’in Seçtikleri” albümünde herhalde artık “tutunmak” derdi kalmadığından en ağırından şarkıları seçerek albüme almıştır. Ab-ü tab ile bu şeb haneme canan geliyor” ile girer; “Ok gibi hûblar beni yaydan yabana attılar” ile çıkar.

Emel Sayın’ın çok iyi klasikçi olması konusunda sağlam bir referans vereyim. Münir Nurettin Selçuk’un oğlu Timur Selçuk, babasının şarkılarını herkesin okumasına izin vermez. Hatta bundan dolayı piyasa şarkıcıları kendisini sevmez. (Bence çok iyi etmiştir. Münir Nurettin şarkılarını “diva” geçinen arsız transseksüellerin ağzına düşürmemiştir.) İşte kendisi de iyi müzisyen olan Timur Selçuk, babasının şarkılarını özellikle Emel Sayın’a okutur. Birlikte verdikleri enfes konserler ve 2006 tarihli bir “Münir Nurettin Selçuk söylüyor” albümü var.

Evet, tam bi' fıstıkmış...

Buna rağmen Emel Sayın’ın Klasik Türk Müziği camiasında gereken saygıyı gördüğü kanaatini taşımıyorum. Bu beni daima üzmüştür. Ne radyoya kapalı kalmış, ne gazino döneminin çirkinliklerine ayak uydurmuş ve böylece görünüşe göre her iki tarafa da yaranamamıştır. Oysa evvela “farklı” bir sesi var. Sahip olduğu ses renginin bir benzerini hiç bir klasikçide duymuş değilim. Bilmem “billur” dedikleri tını bu mudur. Emel Sayın bir kelimeyle “zarif” bir kadındır ve bu zerafet sesine de yansımıştır. Sonra çok geniş bir aralıktan söyleyecek kadar yeteneklidir. En tiz perdelere gayet rahat çıkar ve çok ustaca dolaşır. Bizde kadın şarkıcıların tamamına yakınının şarkıları dört ses aşağıdan okuduğu düşünülürse bu büyük meziyettir. (Son zamanlarda bir Umut Akyürek böyle çıkmıştı ama magazine kapılıp kendine yazık etti. Oysa Hamiyet Yüceses ve Emel Sayın’dan sonra Sadettin Kaynak’ın“O Dudaklar Yine” şarkısını söylemeye bir tek o cesaret edebilmişti. Kayıtlar şuralardan dinlenebilir; YücesesSayınAkyürek) Ve repertuarı hem geniş hem çeşitlidir. Klasik döneme ait 19. yy eserlerini de, İstanbul türkülerini de, Tanju Okan’ın “Öyle Sarhoş Olsam ki”si gibi “Türkçe sözlü hafif batı müziği” şarkılarını da tavrını vererek okur. Timur Selçuk ve Modern Folk Üçlüsü eşliğinde dahil edildiği projeler, çok doğru projelerdi ve hakettiği saygıyı görmesi bakımından da isabetli oldu, ancak geç bile kalındı. Dilerim “usta” sıfatıyla iştirak edeceği başka projeler de olur…

Hepsi bir yana, Emel Sayın’ı canayakın bulurum. Her daim samimi ve güleryüzlüdür. Böyle heyecanlı heyecanlı şarkı söyleyişi, mavi mavi bakışı, mikrofonu incitmekten korkar gibi tutuşu… Çok yaşasın…

Farsça kayıtlar…

Emel Sayın’ın ulaşabildiğim Farsça şarkıları şunlar: (Acı Hatıralar filminde söylediği şarkıların isimlerini tespit edemedim)

1. Aziz joon

2. Simin bari (vidyo)

3. Gole sangam (vidyo)

4. Dum dum miyad

5. Ku yarem

6. Soltaaneh ghalbhaa

7. Duydum ya  8. Sekine D. gezi

Bu şarkıların en güzeli bence “Aziz joon”dır. Galiba İran’ın kuzeyinde yaşayan Mazandaranilere ait bir şarkı… Kaydın girişinde güzel bir piyano introsu var. Aslında şarkı, caz altyapısı üzerine kurulmaya da müsaitmiş, bugün tekrar söylenecek olursa yeni bir düzenleme denenebilir. Şarkıyı dinlerken sevgili babam hatırlatıyor; “Emel Sayın, bunun Türkçesi’ni de söylemişti” diye. Ve beni aramak zahmetinden kurtarıp bir mısraını da söyleyiveriyor: “…A canım, gözün yaşlı gönlün dar“. Buluyorum. Şarkının ismi “Neyin var? imiş; 82’de “Bir şarkıdır yalnızlığım” albümüne kaydetmiş. Yalnız bu durum, Emel Sayın’a kızdığım tek meseleyi aklıma getiriyor. O da şudur ki; Emel Sayın’ın meşhur “Mavi boncuk” şarkısı da bir aranjmandır. Aslında bu şarkıyı, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Tarık Akan, Münir Özkul ve Adile Naşit’li efsane kadro ile birlikte çektiği, 1974 tarihli Ertem Eğilmez filmi “Mavi Boncuk“tan dolayı hepimiz severiz. Fakat şarkının orjinali olan “Sene Qurban”, Azerbaycan şivesinde de olsa zaten Türkçe’dir ve sözleri de zaten güzeldir. Bu şarkının sözlerini değiştirmesine hiç gerek yoktu. Farsçayı bile tertemiz okurken; Azerbaycan Türkçesini pekala kıvırırdı. Nitekim “Ayrılıq‘ı değiştirmeden söylemişti. (Şimdi dikkat ettim yalnız; Ayrılıq‘ta  da şiveye özen göstermemiş. “Sana çatabilmirem” diyor. “Sana” değil; “sene” olacak. Bunu da okurken “sene qurban” yerine “sana kurban” dese dinlenmezdi. Sene Qurban‘ı beğendiğim bir solist olan Seher Çağatay’dan şurdan dinleyebilirsiniz: vidyo) Bence Aziz Joon’un orjinalini de mükemmel söylemiş, Türkçesine gerek yoktu. Bilmem İran’a birlikte gittiği Ajda Pekkan’dan mı kaptı bu huyu…

“Aziz joon be khoda donya vafa nadare

Aziz joon be khoda del shode pareh pareh

Aziz joon nakone joada beshim dobareh

Aziz joon khoda un roozo nayareh”

Simin bari” ve “Gole sangam” şarkılarını plağa hiç okumamış. Yalnızca İran’da katıldığı bir televizyon programında söylediğini görüyoruz. Simin Bari, Tebriz’den Azerbaycanlı şair; Cemşit Şeybani‘nin eseri… Çok hoş bir şarkı, keşke Emel Sayın şimdi bir albümüne alsa… Şurada birlikte söylüyorlar: (Emel Sayın iki de Türkçe kıt’a ekleyiveriyor)

Cemşit Şeybani:

simin bari gol peykari aari 

az maaho o gol zibatari aari

hamchon pari afsoon gari aari

divaneye rooyat manam, che khaahi degar az man

sar gashteye kooyat manam, nadari khabar az man

Emel Sayın:

har shab ke mah dar aseman, gardad ayan daman keshan

gooyam be oo raze nahan, ke ba man cheha kardi, be janam jafa kardi

ham jaan o ham jananeyi amma

dar delbari afsaneyi amma

amma ze man biganeyi amma

divaneh khahi chera, to ey afate delha

azordeam khahi chera, to ey no gole ziba 

İran…

Youtube’da dolanırken İran’ın devrim öncesi görüntülerine denk geldim. Şu kadarını söyleyeyim; İran’a yazık olmuş… 1959 Küba Devrimi nasıl latin cazcıların canına okumuşsa, 1979’da da mollalar, çok yetenekli müzisyenlere sahip bir ülkenin üzerinden geçmişler. Sanırım bütün devrimler işe önce müzisyenleri devirmekle başlıyor. Çok şükür bizim Emel Sayın’ımız Googoosh’un kaderini paylaşmadı, özgürce şakımaya devam ediyor.

İran’ın eski güzel günleri anısına:

P.S Biz de ucuz atlatmışız sanki; :)

Reklamlar

Tagged: , , , , ,

§ One Response to emel sayın’dan farsça nağmeler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

What’s this?

You are currently reading emel sayın’dan farsça nağmeler… at Aykvt Alp Kapvsvzoğlv.

meta

%d blogcu bunu beğendi: