yasmin’i son durakta yakaladım…

30/04/2011 § Yorum bırakın

Yasmin Levy, dün akşam TİM Maslak Show Center’daydı. İki yıldır “Sentir” albümünün turnesi kapsamında dünyayı dolaşıyor. Kendi anlattığına göre; son dört aydır Amerika ve bütün Avrupa’yı dolaşmış, yorgun düşmüş, bu yüzden son bir turne var denince başta reddetmiş fakat rotanın Türkiye olacağı söylenince -Türkçe olarak- “tamam” demiş. Türkiye’de Ankara, İzmir, Bursa ve Eskişehir’de konser verdikten sonra, hem dünya hem Türkiye turnesinin son ayağı, çok uzun bir yolculuğun son durağı olarak İstanbul’a geldi. Hem de yedi aylık hamile haliyle… Bundan sonra Kudüs’te doğumu bekleyecek.

İstanbul son anda programa eklenmiş hem de sahne için perşembe günü seçilmişti; bu yüzden salon bir türlü dolmadı. Yoksa Yasmin Levy salon dolduramayacak bir şarkıcı değil. Böyle durumlarda daima sanatçıya ayıp olacak diye huzursuzlanırım. Mevzubahis Yasmin olunca, hassas bir dönemde olduğunu da bildiğimden, tedirginliğim bir kat artıyor… Gözüm boş koltuklarda…  Konserin başlama saati böylece geçiyor… Bu haliyle diyaframını nasıl kullanabileceğini ve kocasının sahneye çıkmasına nasıl izin verdiğini düşünüyorum. Tedirginliğime merak karışıyor. Bir onbeş dakika daha bekliyoruz. Hala gelen giden olmayınca arkadakilerin de boş yerlere geçebileceği söyleniyor. Sevgili arkadaşım İpek‘le yerimizden fırlıyor ve bir koşu önlerden yer tutuyoruz. Böylelikle bütün seyirci sahnenin önüne toplanıyoruz. Işıkların da kararmasıyla bir anda pek sıcak bir ortam oluşuyor… Ve Yasmin görünüyor…

Hayatta insanı bu kadar derinden sarsan manzara ender olarak karşımıza çıkar. Loş bir sahnenin üzerinde, karnı burnunda bir kadın, çook derinden bir sesle, şimdi yalnız babalarıyla kızları arasında kalmış bir dilde şarkılar söylüyor. Una noche mas‘da bu, bütün bir yakarış halini alıyor. Bizde “yanık” dedikleri bir ses rengi vardır. Başka kültürlerde ses için böyle bir tanımlama duymuş değilim. Herhalde bu sıfat, en çok Yasmin’in gırtlağında ifadesini bulur. Sesi öyle insanı sarar biçimde yankılanıyor ve o kadar insanın içine işliyor ki; Azerbaycanlıların pek sevdiğim bir nidası dudaklarımdan istemsiz dökülüveriyor; “Ay canı yanmış!”

Sesinin güzelliği dışında Yasmin’i bu türün diğer şarkıcılarından ayıran bir yön var. Şöyle ki, Ladino söyleyen Avrupalılarda gördüğüm bir eksiklik vardır: Tavır… Folklorik müziklerde şarkıyı doğru söylemek, yani tonlamayı doğru yapmak ve sesin güçlü olması yeterli değildir. Yalnız nota kağıdını önüne alarak bu şarkıları hakkıyla söylemek mümkün olmaz çünkü şarkıda notasyonda gösterilemeyen bir çok hususiyet vardır. Bizim türküleri yöreye özgü tavrı ihmal ederek söyleyen konservatuarlıları düşünecek olursak, ne dediğim daha iyi anlaşılır. Ladino gibi Akdeniz’in dört kıyısından izler taşıyan bir müzikte; tavrı mutlaka ayrıca çalışmış olmak gerekir. Yasmin bu müzikleri dinleyerek büyüdüğünden bunu çok iyi biliyor ve çok mahir kullanıyor.

Repertuar dengeliydi. Hatırlayabildiğim kadarıyla La Juderia albümünden Naci en Alamo, Me Voy, La Alegria; Mano Suave albümünden Irme Kero, Adio Kerida, Una Noche Mas; Romance & Yasmin albümünden Una Ora en la Ventana ve Sentir albümünden Mi Korason, El Amor Kontigo, Nos Llego al Final, Hallelujah, Una Pastora ve Jaco’yu söyledi. Tabi Sentir son albümü olduğundan bu albümün şarkıları biraz daha fazlaydı. Doğrusu ben de böylesini umuyordum çünkü bu albüm her anlamda kariyerinin zirvesi oldu. Bir kere bu albümle kendini tekrar eder duruma düşmeyeceği anlaşıldı ve aslından uzaklaşmadan uluslararası dinleyiciyi daha kolay yakalamasını sağlayacak yeni bir ses yakaladı. Gerçi şarkıların dili, Ladinodan biraz modern İspanyolcaya doğru kaydı ancak müzikal anlamda piyanonun daha belirgin olarak kullanmaya başlanmasıyla şarkılara da caz akor ve tınıları girmiş oldu. Cazın yerel müzikleri evrenselliğe taşımasındaki maharetini göz önüne alırsak, bu bence kaçınılmazdı ve gördüğüm kadarıyla da Sentir albümünde çok iyi meyve verdi. Yıllar sonra Yasmin Levy’nin kariyerine bakıldığında Mi Korason önemli bir atlama taşı olarak görülecek. Bu arada bir sonraki albümünde yer alacak “La Ultima Cancion de Mi Vida” isimli şarkıyı ilk kez seslendirdi ve zannederim bir sonraki albüm de yine Sentir gibi olacak.

Önceki albümlerde yer alan şarkıların yorumlarında da farklılıklar gözlemledim. Mesela; Una Ora en la Ventana. Şimdi bu şarkı, bizim Kadifeden Kesesi diye de bilinen Bahriye Çiftetellisi’nin bir varyantıdır. Bu çiftetelliyi Rumu da Türkü de Sefaradı da kendi dilinde söyler. Yalnız diğer dillerde söylenirken de şarkının adında yine kadifeden bahsedilir  (lad. kante kadife, rum. katifes) ve nakarat; “Aman yolla İstanbul’a\Beyoğlu’na yolla” şeklinde Türkçe olarak bırakılır. Fakat Yasmin’in albümde söylediği varyant olan Una Ora en la Ventana; daha çok söylenen Ladino varyant olan Kante Kadife’den farklı idi. Ezgideki önemli farklar haricinde bir kere kadifeden bahsetmiyordu ve şarkının en akılda kalıcı ve dinleyeni oynatan kısmı olan nakarat da yoktu. Fakat Yasmin konserde şarkıya “Aman yolla” kısmını tekrar ekledi. Öte yandan zurnasız (ya da klarnetsiz) çiftetelli düşünülemez ancak albümde bu çalgı iyi kullanılmamış, kötü bir parti verilmiş ve iyi çalınmamıştı. Ama bu sefer konserin nefeslilerden sorumlu ismi Vardan Hovanisyan çok iyi iş çıkardı. Konserin başında mey (balaban\duduk) çalan Hovanisyan, bu şarkıda eline zurnayı aldı ve yer yer solo atarak hakkını da verdi. Böylelikle albümdekinden çok daha iyi bir yorum ortaya çıktı; ben de zevkle nakarata eşlik ettim. Yine bizim havaları içeren, Yunanistan’dan derlenme Jaco‘nun icrasında da bu fark kendini belli etti.

Una Pastora’da babasının kaydıyla düet yaptı Yasmin. Dinlerken hislenmemek elde değildi. Yasmin Levy’nin bu kadar “bizden” biri olmasında heralde babasının buralı olmasının önemli bir payı var. Bana öyle geliyor ki; O bizim için uluslararası yıldız “Yasmin Levy” olmanın ötesinde, Manisalı İshak Bey’in kızı Yasemin’dir… Ve umuyorum ki; daha anne karnında korkunç güzel bir sesi dinlemeye başlayan doğacak çocuğu da yine içimizden biri olarak bu dili ve bu şarkıları Akdeniz’in gelecek kuşaklarına aktarmaya devam eder…

Canto ergo sum…

Reklamlar

Tagged: , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

What’s this?

You are currently reading yasmin’i son durakta yakaladım… at Aykvt Alp Kapvsvzoğlv.

meta

%d blogcu bunu beğendi: